Showing posts with label sabanci universitesi. Show all posts
Showing posts with label sabanci universitesi. Show all posts

Saturday, January 30, 2016

Alo Anne, Rektörle Amerika'ya Gidebilir Miyim?

Ocak 2016

ABD Başkonsolosluğundayım vize alıyorum:
 
Nereye gideceksiniz Amerika'da?
MIT'ye gideceğim, Boston'a. Üniversitemle aralarında olan bir bursluluk programı için bir hafta orada bulunacağım.
Hangi üniversitede okumaktasınız?
Sabancı Üniversitesi
Vizeniz onaylanmıştır.

...
Ne bir eksik ne de bir fazla.
Ek bir belge, otel rezervasyonu veya uçak bileti göstermeden hemen onaylanıyor vize başvurunuz eğer bu yazıyı kendisine ithaf ettiğim Nihat hoca gibi bir insanla seyahat edecekseniz.

Şimdi birazcıııık geçmişe dönüyoruuuz!



..........................................................................
Temmuz 2012

Beğendiğim üniversitelerin hocalarına mailler atıyorum. 
Hocam aklım karışık vs. vs. vs. ne önerirsiniz vs. vs. vs. şeklinde mailler...
Mail attığım hocalardan, devlet üniversitesindekilerin çok az bir kısmı döndü bana ama vakıf üniversitesinde olanların çoğu dönüş yaptı.
Vakıf üniversitesinden dönen isimlerden biri Nihat Berker'di.
Diğer hocalardan bambaşka bir şekilde dönüş yapmıştı.
Atakan merhaba. Telefon numaram: 053...... İstediğin zaman arayabilirsin.
Sabancı Üniversitesi rektörü, bana numarasını vermiş!
Çok şaşırmıştım.
Çekinmiştim aramaya ve aramamıştım :D
...

İki hafta sonra telefonum çaldı. 
Atakan merhaba ben Sabancı Üniversitesi Rektörü Nihat Berker'in Sekreteri ........  . Şimdi seni kendisine bağlıyorum. Sevgiler.
...

Ammaaaaaan tanrıımm!
Ben şok! 
Heyecandan ölüyorum :D 
Mail atarken telefon numaramı da yazmıştım ve ben dönüş yapmayınca da kendisi aramıştı beni.
...

Hayatımın dönüm noktalarından biriydi sanırım. 
10 dakika kadar konuşmuştuk.
Sabancı Üniversitesi'ni ilk defa o zaman adam akıllı düşünmüştüm.
Tabi "rektör aradı beniiii" havası da cabası...

..........................................................................
Temmuz 2013

Kendisiyle ilk defa telefonda görüşmemden bir sene geçmişti ki artık YGS-LYS bitmiş. Tercih günleri gelmiş, çatmış. Ailemle beraber, bir Temmuz günü Nihat hocayla yüz yüze konuştuktan sonra Sabancı Üniversitesi'nde okumaya karar verdim. 
Nihat hoca Tanıtım Günleri kapsamında yaptığı konuşmada Amerika'ya öğrenci götürdüğünden bahsetmişti. Bir sene sonra kadar bu konuda mail atacaktım kendisine. İki sene kadar sonrasında da beni yine aynı konuda konuşmak için odasına çağıracaktı.
Ama daha o zamana kadar anlatacak birkaç şey daha var.


.......................................................................... 
Ekim 2013

Okul başlamış artık. Sabancılıyım! 
Günlerden bir gün Nihat hocam diye mail attım, konuşabilir miyiz?
Nihat hoca odasına davet etti, Erdem'i de aldım gittim. Çay ikram etti, konuştuk. 
Beklentilerimizi konuştuk.
Okulu nasıl bulduğumuzu konuştuk.
Bir sürü şey konuştuk.
Her sene bahar döneminde birinci sınıflara verilen her dersin birincisini Amerika'ya götürdüğünden bahsetti.
Bakarsınız dedi, beraber gideriz ;)


..........................................................................
Bahar 2014

Yemekhanede yemek yiyorduk arkadaşlarla veeee birden Nihat hoca geldi elinde tepsisiyle, masamıza oturdu. Yemek boyunca konuştuk hep beraber. 
Yıllar sonra artık yemekhanede bir hocayla beraber yemek yemek alışkanlık haline gelecekti bizde. Güzel okuldu bu konuda Sabancı. Tatlı okuldu hocalarla beraber yemek yemek konusunda.
Yemeklerimiz bitti.
Kalkmaya hazırlandık.
Arkadaşlar dedi Nihat hoca, size bir sürprizimiz var. İlk size söylüyorum bunu: çift anadal programımız başlayacak ve sizler de yararlanabileceksiniz bundan! 
Yeeeeeeey! Hocam yaşşasın!
Şu an mekatronik ve bilgisayar çift anadalı yapıyor olmamın habercisi sayılır bugün o masada Nihat hocamın söyledikleri.
Yemekhanede öğrencilerle yemek yemenin dışında ayrıca her sene kampüste bulunan rektör evinde düzenlediği mangal partisinde yeni girişlilerle, öğrencilerle tanışır Nihat hoca.


..........................................................................
Eylül 2014

Nihat hocaya dedim ki: Hocam şimdi ikinci dönem Math102 dersinde birinci olmayı hedefliyorum.
Güzel Atakan.
Şimdi Math101 dersinin muafiyet sınavına girersem ve geçersem sınavı, Math102'yi şimdi alacağım. Ama eğer MIT'ye gitmek istiyorsam, Math102'yi ikinci dönem almış olmam gerekiyor. Ne önerirsiniz?
Atakan sırf onun için muafiyet almamak olmaz. Sen olabiliyorsun muaf ol. İkinci dönem başka dersten birinci olmayı hedeflersin.

...
Girdim muafiyet sınavına.
30 kişi girdik.
Bir kişi bile geçemedik sınavı.............................
Neyse yani aslında kolaydı yahu sınav da, heyecanlandık diyelim :D
Math102'yi ikinci dönem alacağım için mutluydum çünkü birinci olacaktım ve MIT'ye gidecektim.
Fakat işler hiç de öyle yürümedi...

..........................................................................
Kasım 2014
  
Nihat hocaya bir pazar sabahı, otogezegenlerle ilgili bir SMS attım. Beni bu konuda uzman olan astrofizikçi (bunu söylemek manyak havalı!) harika insan Ersin hocaya yönlendirdi. Ersin hocayla tanıştım ve birkaç hafta sonra Astronomi Topluluğu kurduk kendisiyle (AstroSU). Ersin hocamız evrende keşfedilmiş olan 7. nötron yıldızını keşfeden profesördür. Mars'ta su izleriyle ilgili haberde olsun, CNN Türk'te rastlayabileceğiniz herhangi bir uzay ile ilgili haberde olsun mutlaka canlı telefon bağlantısında ekranda ismiyle karşılaşırsınız Prof. Dr. Ersin Göğüş'ün.

ersin
Ersin hocanın çok tatlış minik kızına buradan selamlar (büyüyünce elbet rastlar bu yazıya)
                                                    
..........................................................................

Ocak 2015

Bahar döneminde alacağım dersler, programıma otomatik olarak son kez geliyor.
Sonraki dönemlerde, istediğim dersleri tamamen ben seçeceğim.
Tarih dersinde bu dönem Akşin hoca çıkmış bana.
En zor tarihçi olarak bilinir okulda.
Önceki dönem de Akşin hocaylaydım.
Final sorularından bir tanesi şu şekildeydi:
"1828 İstanbul doğumlu bir subaysınız. Jön Türk Devrimi sonunda anılarınızı kaleme almaya karar veriyorsunuz. Neler yazardınız? Kronolojik bir şekilde, detaylar vererek görmüş-yaşamış olduğunuz
 olayları irdeleyerek anlatınız."
Müthiş!
Neredeyse bir asır boyunca Osmanlı Devleti'nde yaşanan olayları anlatmamızı istiyor hoca :D
Neyse ki dört soru 2 saat.
Uzun uzun yazmayı seven benim için daha güzel bir soru olamaz (Edebiyat sorularımı paylaşayım, manyak güzel soruları oluyordu Banu hocanın)
Sınavlardan önceki dönem 95-100 almıştım.
Bahar dönemi nasıl olacaktı bakalım?

..........................................................................
Mayıs 2015

Merhaba.
Bahar dönemi bitti.
Yazı yazmanın en güzel kısmı, zamanı istediğiniz gibi yönetebilmeniz.
Bakın daha az önce bahar dönemi başlıyordu.
Hemencecik bitti.
Hehehehe
Bu bahar dönemi boyunca tarih dersindeki iki sınav için deli gibi gözlerimden uyku boşalırken, sabahlamaca yaptım sevgili tarih kitaplarımla beraber.
Ortalama 8'er saat okudum.
İki sınavdan da 100 aldım.
Döneme dair en sevdiğim şey tarih dersi hakkında, iki sınavdan da 100 almamdan ziyade Çanakkale gezisi dönüşü feribotta geceyarısı Akşin hocayla oynadığımız sessiz sinema oldu.
Her sene bizim okul Çanakkaleye gezi düzenliyor; hocalar, veliler, öğrenciler, isteyen herkes gelebiliyor. Hocalar Çanakkale Savaşı'nı birebir yerinde anlatıyorlar. Harika bir deneyim! Beklerizzz!

..........................................................................
Ekim 2015

Üniversite Merkezi'nden çıkmak üzereyken Nihat hocayla karşılaştım.
Atakan seni arayacağım şu meseleyle ilgili dedi.

...

Yavaş yavaş günümüze geliyoruz sevgili okurum.

...

Lisedeyken dekan ve rektörü karıştırırdım. Dekan fakültenin başındaki profesörün ünvanıdır, Almanca'dan Türkçemize geçmiştir ve rektör ise Fransızca kökenli olup üniversitenin başındaki profesöre denir.

Nihat hoca da yazımın taa en başında dediğim gibi bizim okulun rektörüdür.

...

Bir hafta kadar geçti aradan Nihat hocayla karşılaşmamdan.
Resmi yetkim olmamasına rağmen ilgim, isteğim ve ısrarım sonucu girmiş olduğum bir toplantıdayı (Öğrenci Birliği'nin yönetimle olan toplantılarından biriydi. Sabancı Üniversitesi çok özgürlükçü bir okuldur. Gerçekten ilgili, istekli ve ısrarcı olduğunuz sürece okul size inanılmaz imkanlar tanır)
Nihat hoca girdi toplantı salonuna.
Atakan çok iyi oldu seni gördüğüm, toplantıdan sonra 5 dakika odamda görüşelim dedi.

...

Amman tanrııııııım!
Bir hafta önce Nihat hocanın söylediklerini hatırladım.
Aklımda bana söyleyebileceğini düşündüğüm tek bir şey var.
Dedim içimden umarım doğru tahmin ediyorum!

...

Toplantı sona erdi.
Gel bakalım Atakan dedi Nihat hocam.
Geçtik odasına.

...

Her sene, dedi kandırırım öğrencileri disiplin suçu işlemişsiniz derim dedi.
Ama sen bildiğin için konuyu zaten hiç oralara girmeyeyim şimdi
Biliyorsun ki geçtiğimiz dönem HIST192 amfisinde birinci oldun
Tebrik ederim
Birden fazla birinci olduğunda genel not ortalamasına vs. bakıyoruz. Sendin en yüksek olan.
Eğer annen baban izin verirse beraber Amerika'ya MIT'ye gideceğiz.
Cebinden hiç para çıkmayacak

...

Hocam, dedim YAŞASIN SÜPER!
Annemler zaten okeydir.
Başka kimler gelecek hocam benimle beraber?

...

Olsun, sen yine de onlardan izin al ilk önce, sonra haber var bana da izin verdiler diye
Seninle gelecek olan arkadaşlarını söylemeyeyim şimdi sana, sürpriz olsun
Onlara da en kısa zaman da bizzat kendim haber vermek isterim yüz yüze
 
...

Şu an hatırlayamıyorum bile, mutluluktan Nihat hocanın odasından nasıl çıktığımı.

 
Sabancı Üniversitesi'ndeki eski fotoğraflarından biri Nihat hocanın


...

Alo anneeeeeeeeeee
Bir şey söylücem
Iaıaıaıaıaıaaaaaa Amerika'ya gidiyorum!


...

Annemle daha önce konuşmuştum bu ihtimali zaten.
Bol bol güldük telefonda YAŞASINNNN diye.
Nihat hoca izin al dedi anne-babandan. Gidebilirim dimiiii :D

... 

Ece Naz'a da dedim ki en olumsuuuuz havamla:
Kötü bir haberim var, moralim bozuk. Yanına geliyorum, konuşalım...

En kötü haberimiz böyle olsun!
Elim ayağım durmuyordu yahuuu olumsuz hava takınmak imkansız!

...

Başarımın eeeeen kocaman ödüllendirilmesi budur şimdiye dek hayatım boyunca.
Sırıtmaktan yüzümün ağrıdığını anımsıyorum.
Harika bir histi.
Düşündükçe hala sırıtıyorum.

...


Bu sene Mart'ın sonunda, 9 günlük bahar tatilimizden bir hafta önce MIT'den amfi birincisi olan 6 öğrenci gelecek Sabancı Üniversitesi'ne. Beraber derslere gireceğiz, İstanbul'u gezeceğiz, takılacağız. Bir haftanın ardından, bizim bahar tatili geldiğinde hep beraber Amerika'ya uçacağız.


Davet Mektubum

...

MIT teknoloji ve mühendislik konusunda dünyanın en iyi teknik üniversitesi olarak tanınıyor. Açılımı Massachusetts Institute of Technology. İlk iş olarak okunuşunu öğrendim :D, ma-sa-şu-sets diye okunuyor diyebilirim kolayca.

Üniversite Boston'da bulunuyor. Harvard'ın ve Boston Üniversitesi'nin komşusu.


Daha güzelini çekip paylaşırım gittiğimde sizinle :D

...

Bir hafta boyunca Residence Inn by Marriott isimli otelde konaklayacağız. MIT'de derslere gireceğiz, hocalarla tanışacağız. Belki günübirlik New York'a gideriz :D. Nihat hocayla henüz bu fikri paylaşmadık :D. Boston-New York arası, İzmir-İstanbul arası kadarmış diye öğrendim. Belli olmaz bakalım, vaktimiz olur mu bilmiyorum.

Nihat hoca önemli bir toplantısı ortaya çıkmazsa gelecek bizimle (ki umarım gelir çok istiyoruz). Gelirse eğer oradaki arkadaşlarıyla, öğrencileriyle bizzat kendisi tanıştırması bizleri harika olur! Rektör yardımcısı olan Sondan hocam da gelecek. Kendisi harika bir insandır, hem bir hoca olarak hem de fikir alışverişi yaptığım bir arkadaşım olarak çok severim kendilerini. Eski rektör yardımcısı, şu an YÖK'te bulunan Hasan Mandal da bizimle olacak.





YGA Zirvesi'ne gittiğimde geçen aylarda, MIT ve Harvard'da profesörlük yapan Mehmet Toner ile tanışmıştım ve Nihat hocayla tanıştığını, Boston'a gittiğimizde kendisiyle haberleşmemizi söylemişti bana. Onunla da görüşmeyi çok istiyorum gittiğimizde. İTÜ Makine Mühendisliği mezuniyetinin ardından tıp konusunda manyak işlere imza atmış bir profesör kendisi. Mikroçipler üzerinde çalışıyor şu sıralar insanın vücuduna enjekte edilip, insandaki tüm hastalıkları teşhiş edebilecek olan.



Mehmet hocanın konuşmaları inanılmaz yüreklendiricidir
...


Nihat hocayla konuştuğum gün, derse girdiğimde dersteyken Yunus Emre'ye mesaj geldi Nihat hocanın sekreterinden:
Nihat hoca sizinle görüşmek istiyor

...

İpek, Ayça, Ece Deniz derken, biz kim hangi amfide birinci olmuş hesapları yapmaya başladık. 
Aramıza birkaç gün sonra da Arda katıldı. Aaa tam şu an kendisinden bahsederken Arda aradı. Ardacım, İpekcim, Ayçacım, Yunuscum, Ececim buradan kocaman sevgiler sizlere. Çok mutluyum sizlerle gidiyor olduğum için! 

...

Harika şeyler yapacak olmanın sevinci; bu sevinci bizzat birbirini tanıyan, aynı arkadaş grubundan olan insanlarla paylaşacak olmamın mutluluğuyla daha da arttı veee WhatsApp grubu kurduk. Adı: Hayaller-Hayatlar --->>> MIT Bostoon!
 
Boston'dan akşamüstü manzarası

...

Çok mutluyum.

...

Çok daha güzel başarılar, armağanlar, sürprizler sizlerin olsun.

...

Sizinle de paylaşmak istedim bu büyük mutluluğumu :D

...

Bir de çok teşekkür ediyorum şimdiye kadar ki bütün öğretmenlerime, her şey için, tekrardan bu vesileyle!

...


Neden amfi birincileri, neden MIT'ye, ne amaçla gidiyorlar ondan bahsedeceğim.

Nihat hocadan söz etmeden tabi bu soruları cevaplamak pek de mümkün olmayacaktır.

...

A. Nihat Berker (ön adı Ahmet'tir ve tam adı 16 harften oluşmaktadır tıpkı Ahmet Necdet Sezer, Ahmet Mete Işıkara, Ahmet Saffet Ohkay ve Ahmet Atakan Demir gibi :D) nam-ı diğer Nihat hocam Robert Koleji'ni birinci bitirdikten sonra MIT'ye gidiyor (MIT'ye giderken bindiği gemi hikayesi ve "MIT'nin yanındaki şu minik üniversite hani mmm Harvard Üniversitesi" şeklinde başlayan hikayesi popülerdir :D) ve  4 senede Fizik-Kimya çift anadalını bitiriyor ve ve ve birinci olarak mezun oluyor.

Yıllarca MIT'de profesörlük yapan Nihat hocanın 25 sayfalık CV'si bulunuyor :D
Belki de siz okurken 26 olmuştur?!
http://myweb.sabanciuniv.edu/nihatberker/files/2015/12/ANBerkerOzG2015.pdf

2000'li yıllardan hemen önce Türkiye'ye kesin dönüş yapan Nihat hocam İTÜ ve Koç Üniversitesi'nde hocalık yaptıktan sonra Sabancı Üniversitesi'ne geliyor ve rektör oluyor.

MIT'ye öğrenci götürmeye Nihat hoca İTÜ'deyken başlıyor. Tam olarak bu programı neden, niçin yapıyor olduğunu bilmediğimi fark ettim şu an. Haftaya okul açılsın da röportaj yapayım gidip kendisiyle. Hem GazeteSU'da yayınlarız hem de öğrenmiş olurum.

Çok sevdiğim fotoğraflarında biri Nihat hocanın...


Velhasılıkelam İTÜ'den sonra Koç'ta da aynı geleneği sürdüren hocamız, Sabancı'ya geldiği zaman işi Sabancı University - MIT Freshman Scholarship Program ismine taşıyor. Masrafların bir kısmı Sabancı Uni., bir kısmı da MIT tarafından karşılanıyor.

İnanılmaz, müthiş bir imkan.

Mesela en basitinden düşünürsek, kendimi örnek verelim. Kıbrıs'ı saymazsak henüz yurtdışına çıkmış değilim, pasaportumu daha bu yaz çıkardım (lazım olur diye :D ).

MIT olmadan yaşıyorum mesela dimi işte.

Sonra Nihat hoca gelip diyor ki, Atakan seni MIT'ye götürüyorum. Orada derslere gireceksin, Türkiye'dekinden farkını vs. rapor edeceksin. İnsanlarla tanışacağız, Amerika göreceksin evladııım!

Ya müthiş :D

Amerika'yla açılışı yapıyorum bakalım.

Sağolun hocam :D

...

Nihat hoca hakkında birkaç satır okumak isterseniz .ok zevkli bir röportajı var: http://www.hurriyet.com.tr/32-yil-abd-de-yasadim-ama-amerikan-vatandasi-olmadim-11560695

...

Bir gün yolunuz düşerse Sabancı Üniversitesi'ne, umarım tanışma imkanınız olur güler yüzlü, esprili canım tonton profesörümüz, rektörümüz Nihat hocamızla.

Kendisinin fotoğraf albümüne bakmak da çok zevklidir. Hak vereceksiniz bana, göz atarsanız: http://web.mit.edu/physics/berker/album.html

...

Nihat hocam; harika sıcakkanlılığınız, manyak samimiyetiniz, gösterdiğiniz olağanüstü ilgi ve alaka için çok teşekküler!
Hayatımdaki dokunuşlarınızı da, sizi de çok seviyorum.

Çok güzel işlerde görüşmek üzere!

...

Okumaya devam edenler için iki minik not:

1-Nihat hocam ben gitmeden bir gün önce başkonsolosluğu arayıp, oraya gideceğimi söylemişti. Bu nedenle vizemi sorgusuz sualsiz alabildim.
Hatta yanımda götürdüğüm onlarca sayfa belgeyi bile istemediler sağolsunlar :D

2-Mehmet hocam hakkında şu bilgiyi paylaşmadan da gidemem:

Prof. Dr. Mehmet Toner’in ABD’de kurduğu şirketler arasında doğum öncesi teşhis yapan bir şirketin ürünü bugün Amerika’da 40 merkezde 10.000 hastalık bir çalışma çerçevesinde test ediliyor ve yakında piyasaya sürülecek.  AIDS ile ilgilenen şirketi özellikle 30 milyon kişinin AIDS olduğu Afrika’da AIDS’i durdurabilmek için bu sene 1 milyon kişilik bir çalışma başlattı. Kanser ile ilgili yaptığı buluş Amerika’nın en önemli 4 kanser merkezinde 20.000 kişi üstünde deneniyor. 2008’de Popüler Bilim Dergisi çalışmalarını en önemli buluşlar arasında gösterdi.  Yine kanser üzerine yaptığı çalışmalar Fransa’da yayınlanan “Tıp 2035” araştırmasında 2035 senesine kadar tıptaki en önemli çalışmalardan biri olarak gösterildi.


Veeee bir kaç fotoğraf daha paylaşmak istiyorum:







Çok teşekkürler paylaştığınız için başarımı ve mutluluğumu!
Çok daha güzel başarılarda ve mutluluklar görüşmek üzereeeee!!
30.01.2016
23:37
2016 Bahar dönemi iki gün sonra başlıyor.
Çok güzel şeyler olacak!
Bekle bizi Yaratıcılık Kulübü!

Friday, November 13, 2015

Uyuyakalmak, Kütüphanede Bir Sınav Gecesi ve Chebyshev

Merhaba güzel insanlar!


IC'de (aysii diye okunur ve kendisi sevgili Bilgi Merkezi'miz yani kütüphanemizdir), 7/24 isimli salonda oturmuş ders çalışıyorum.

Saat 22:11

Daha doğrusu çalışmaya çalışıyorum. Uzun zamandır hiç bu kadar çalışmayasım olmamıştı -ki ders çalışmayı seven bir insanımdır.

Yarın MATH 203 sınavım var. Yani olasılık.

İlginç şeyler öğretiyorlar. Lisede sürekli derdiniz ya "Hiç işime yaramayacak şeyler öğretiyorlar!!" , bir de sizi bu derse davet etmek isterim. Olay dışarıdan bakınca aslında gerçekten "gereksizmiş gibi gözüküyor. Üstüne bir de ben akademik kariyer düşünmediğime karar verdiğimden, şu an aslında çok da işime yarayacağını düşünmüyorum doğru konuşmak gerekirse the moment-generating function of a random variable X isimli konunun hayatımın herhangi bir döneminde; ama yine de evet ileride işime yarayabileceğini hesaba katarsak -ki hayatım boyunca benim için ölüm kalım meselesi olacağını öğrensem bile şu anki önemini değiştirmiyor hiçbir şey MATH203'ün - ve aldığım notun GPA(cipiey diye okunur ve genel not ortalamasıdır kendisi)'imi etkileyeceğini düşünürsek çalışmam gerektiği kanaatine varıyoruz.

Matematik severim ben ve matematiği seven bir insan şu an bunları düşünüyorsa bir de sevmeyen arkadaşlarımı tahmin ediniz.

Iıııaaaaaaaa Chebyshev'in teoremini paylaşayım bakın sizinle:

    \Pr(|X-\mu|\geq k\sigma) \leq \frac{1}{k^2}.
CHEPBYSHEV'i rahmetle anıyoruz.

Evet matematik severim demiştim.

Olasılık da severim.

Ama sevgili dostum matematiğe sesleniyorum buradan: Bu kadarı artık...hmm...

...

Birkaç dakika önce Yunus Emre geldi, aynı şeyleri düşünüyormuş MATH203 hakkında. Pazar günü Maraton'a katılacağız, Sabancı Üniversitesi Burs Fonu için koşuyoruz, onun tişörtünü verdim, konuştuk ve yazıma geri döndüm.

...

Sadece birkaç hareketli şarkı dinleyip fakülte koridorlarında dans etmem gerekiyor sanırım motive olabilmem için.

Sonrasında da yarın gider 100 alırım.

...

Ne kadar ilginçtir bilmiyorum ama bana oldukça ilginç geliyor (bu da sanırım oldukça ilginç yapıyor durumu), üniversitedeki notlarım lisedekinden çok daha iyi.

Üniversitede yatarım oh, diyordum.

E üniversiteye geldim,
Burada bir senede aldığım 100'leri ben dört senede lisede almamıştım.

...

Burada biz bizeyiz, açık konuşalım: zor sınavlar cidden zor.

Lisedekinden yüksek notlarım diyorum ama lisede bu kadar çalıştığım söylenemez tabii ki.

...

Bir de burada yüksek not almanın hızlı bir geridönüşü oluyor.

Alt tarafı birkaç sınavdan 100 almak ne işe yarar not ortalamasını yükseltmekten başka diye düşünüyorsanııııız; şu sınavlarım bitsin, geçen dönemki başarımdan dolayı bana verilen tatlı, minik bir armağandan bahsettiğim bir yazı yazacağım, onu okursunuz.

...

Birkaç dakika önce Ebrar geldi yanıma, sağolsun şarz aletini getirmiş (şaka şaka şarj), biraz ara verdim yazıma şimdi geri döndüm devam ediyorum yazmaya. Ona anlattım birkaç saat önce yaşadıklarımı, size de anlatayım:

KOMİK ANI olsun başlığımız

Başlıyorum anlatmaya: Akşam 5'te Furkan'la buraya geldik. Arka arkaya olan karellere oturduk ve ders çalışmaya başladık.

5 dakika sonra uyuyakalmışım...

Çok sevdiğimi söylemiştim matematiği, beni kendileri çooook uzak diyarlara götürmüşler efenime söyliyim.

Sonra öyle bir rüya gördüm ki, uzun zamandır böyle büyük bir korkuyla uyanmamıştım!

Rüyamda altıma yapıveriyordum!

Hemencecik uyandım -ki nasıl bir korkuyla uyandığımı tahmin edebilirsiniz yani kütüphanede, kalabalıkta, uyurken altına yapıvermek... çok da mutlu bir deneyim sayılmaz.

Kontrolümü yaptım:

Oh neyse ki her şey hala stabil.

Furkan tuvalete gidiyorum, dedim. Kalktım tuvalete gittim.

Tuvaletin yanında çok rahat iki koltuk var. Daha önce AAA ÇOK GÜZELLERMİŞ diyerek oturup kestirmiştim birkaç dakika.

Tuvalete girmeden bir dedim oturayım:

Bir uyandım ki aradan iki saat geçmiş bu sefer de :D

Ağzımda kötü bir tat, ders çalışılmadan uykuyla geçen bir sürü saat!

Furkan'ın yanına gittim, kanka dedim uyuyakalmışım şurada.

A ben, dedi, seni bunca saattir, dedi, Ece Naz'ın yanındasındır sanmıştım, dedi.

Yok dedim uyuyakalmışım.

Ben dedim tuvalete gidiyorum şimdi, dönmezsem erken, gel beni uyandır :D

...

Sonra bir de gittik mısır gevreği yedik odada.

E uyu uyan, uyu uyan, git gel; saat oldu 10.

E birkaç sayfa MATH203 bak, sıkıl, yazı yaz.
Bu satırlara kadar geldik.

Şimdi siz bu yazıyı okurken ben MATH203 çalışıyor olacağım ve ah geceler-sabahlar benim!

Tabii yazıyı 14 Kasım'dan sonra okuyorsanız, çoktaaaan 100 almış olurum.

...

Şimdi saat 22:37 olmuş.

Bana müsaade.

Biraz Chebyshev amcayla ilgileneyim, bakayım neler neler sığdırmış ufacık(!) bir formüle.

Uykusuzluk tamam da baş ağrısı birazcık başladı, ilaç alırım kaçar gider o da.

Böyle yazınca kendiliğinden geçti a a.

"Bu kadar uyumuşsun, uykusuzluk mu diyorsun hala" diye sorduğunuzu duyar gibiyim, ya da"yoo sormadık öyle bir şey" diyorsunuz,  söyleyeyim dün gece odamda SONSUZA DEK YANAN ATEŞ isimli bilimsel -ve bir o kadar da sanatsal- keşfimle ilgileneyim falan derken saatleeeer saatleer geçtiğinden, bugün de Öğrenci Birliği toplantım için erken kalktığımdan biraz uykusuzluk vardı anlayacağınız sevgili vücudumda. (Ayrıca içinizden "yoo sormadık öyle bir şey" demediğinizi biliyorum, sorun yok.)

...

Saat 22:42 oldu. Snap story'mi kaydettim, geldim, yazdım, ve gidiyorum.

...

Yazdıklarımın MATH203 ile alakası yok aslında. Sadece başka şeyler araştırmak istediğim bir gecedeyiz. Olasılığın ve tabi ki matematiğin öneminin farkındayım.

...

Paylaşılacak güzel şeylerde görüşmek üzere!



Atakan
IC (evet doğru hatırlıyorsunuz: aysii)
onüç Kasım ikibinonbeş
SU



Monday, October 19, 2015

Dünyayı Degistirmek!


Merhaba.


Müthiş bir kelime "merhaba".


BÖLÜM 2:
...

Şu an saat tam olarak 3 buçuk.

Tabii ki gece.

...

Mekatronik mühendisi olmak; 3 boyutlu yazıcılarla, robotlarla, muhteşem elektronik makinelerle ilgilenmek istiyorum!

Endüstri mühendisi olmak; dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinde CEO olmak istiyorum!

Bilgisayar mühendisi olmak; inanılmaz application'lar tasarlayabilecek bilgi birikimine sahip olmak istiyorum!

Elektronik mühendisi olmak; "teknoloji" kelimesinin ifade ettiği her şeyin özünü kavramak istiyorum!

...

Reklamcılık yapmak istiyorum ben inanılmaz aşığım bu sektöre ve reklam işlerine-fikirlerine!

Pazarlamada çalışmak istiyorum ben, kesinlikle çok severek yaptığım bir şey bu benim!

Danışmak olmak istiyorum ben, futurist olmak istiyorum, yüzlerce şirketle işbirliği kurmak istiyorum!

Tasarımcı olmak istiyorum; çizmek, boyamak, harika bir şekilde saçmalamak istiyorum!

Kişisel gelişim eğitimleri vermek istiyorum; tüm muhteşem insanlara-çocuklara, muhteşem olduklarını hatırlatmak istiyorum!

Milyonlarca insana, çocuğa ulaşmak istiyorum!

Dünyanın en büyük vakfını kurmak istiyorum!

Daha iyi bir dünya için çalışmak istiyorum ben. Çocuklarda ve insanlarda harika anılarda yer etmek istiyorum ben.

...

Saat 3'ü 43 geçiyor.

Öncelikle mühendis olmanın bütün inceliklerini öğreneceğim. Bir sürü insanla tanışacağım, fikir danışacağım.

Yüzlerce kitap okuyup, yüzlerce mail yazıp,yüzlerce saat ders çalışacağım.

Yüzlerce saat insanlara konuşacağım, insanlarla konuşacağım.

Binlerce saat insanlar dinleyeceğim.

Yine kendi bildiğimi yapacağım.

...

Mezun olana kadar bir sürü kulübe girip çıkacağım, bir sürü kulüp kuracağım.

Sürekli video çekip YouTube'a koyacağım.

Öğrenci Birliği ve JR. Campaign ile daha çok ilgileneceğim.

Kabul edilip edilmeyeceğimi düşünmeden bir sürü oluşuma, vakıfa, topluluğa, programa başvuracağım.

Yüksek GPA yapacağım.

...

Daha çok bisiklete bineceğim ve daha çok spor yapacağım.

İngilizcemin gelişimini hızlandırıp başka bir dil daha öğrenmeye başlayacağım.

Gitarımı daha sık alacağım elime.

Daha sık yazı yazacağım.

Dünyadaki gelişmeleri daha yakından takip edeceğim.

...

Girişimcilik konusuna her geçen gün daha çok vakit ayırıyorum.

...

Kendi işimi kurmak istiyorum arkadaşlarımla beraber.

...

Yaptığım şeyleri yapmaya devam edeceğim aslında. Kendimi geliştirmeye devam edeceğim.

Evet her şey çok güzel.

Harika güzel her şey.

Daha çok müzik dinleyip daha çok resim yapacağım.

Daha çok koşacağım.

...

Peki ya ben ne okuyacağım?

...

Hayatta her şeyle ilgilenmek istiyorum.

İnsanları mutlu etmek, insanlarla mutlu olmak istiyorum.

Teknoloji zengin-fakir ayırt etmeden herkese rahatlıkla ulaşabilsin istiyorum.

En modern hastaneler ücretsiz olsun istiyorum.

Zenginin daha da zenginleşmesi değil, fakirin daha da fakirleşmesi deli ediyor beni!

...

Sanki bir taraf seçmeye zorlanıyormuşum gibi hissediyorum kendimi:

Zenginler tarafı, zengin olmayanlar tarafı.

...

Bu sene yine ilkokul 3. sınıflara ayırıyorum haftada iki saatimi.

İnanılmaz derecede müthiş çocuklar.

...

Kristal Elma Yaratıcılık Festivali'ne ilkokul-ortaokul çocuklarını götüreceksin aslında!

...

Bütün tekliflere açığım sevgili CEO'lar.

Sizlerden öğreneceklerim var.

Çağırın öğretin.

...
Dünyayı değiştirmek aslında çok kolay ki!

...

Bir sürü hayalim var.

Gerçekleşmeleri imkansıza yakın çoğunun.

İşte bu yüzden beni inanılmaz derecede heyecanlandırıyorlar.

Korkutuyorlar bazen beni.

İşte bu yüzden onlar bir bir gerçekleştirmek istiyorum.

...

Sizlere bazı şeylerden bahsettiğime göre artık bazı işler değişti.

Kocamaaan hayellerim olduğunu kendime saklardım.

Artık kocaman fikirlerim ve hayallerim olduğunu söylüyorum size.

Bu da benim fikirlerimden ve hayallerimden artık sorumlu olduğum anlamına geliyor.

...

Yani yapılacak, hayata geçirecek düşüncelerim var.

Yani benim biraz işim var.

Kaçıyorum o yüzden.

...

Çok güzel şeyler yapacağız.

Çok güzel şeyler olacak.

"Paylaşırsam benden önce başkaları yapar" diye düşündüğüm şeyler var.

Hepsini anlatmak istiyorum.

Ama önce,

biraz ben ilgileneyim onlarla.

Sonra ilk sizle paylaşacağım.

...

Evet ne okuyacağım konusunda sürekli fikrim değişiyor.

Bütün dersleri seviyorum, her şeyle ilgilenmek istiyorum.

Ne olursam olayım en iyisi olacağım.

Çok çalışacağım.

Değerlerim ve değerlilerim hep benimle beraber olacak.

...

Haftaya bir sürü hocayla konuşma maratonuma başlayayım ben en iyisi.

...

Yakın zamanda da şu zamanki CV'mi paylaşayım. Yıllar içerisinde nasıl değişiyor daha rahat gözlemlemiş oluruz.

.......




Şu an 4'ü 12 geçiyor.

Ve şimdilik söyleyeceklerim bu kadar.

En geç, çok daha harika günler yaratırken görüşeceğimizi tahmin ediyorum.

En kocamanından hoşçakalın!

.......


BÖLÜM 1:
...

Şu an gece 3'ü 18 geçiyor. 20 Ekim 2015'teyiz. Sabancı Üniversitesi Tuzla Kampüsü B4 Yurdu 109 numaralı odada sırtımı ılıktan biraz daha serin kalorifere dayamış, altımda minderim, yazıyorum bu satırları.

3'ü 10 geçe yataktaydım ve Forest Gump'ın soundtrack'inin dinleyerek uyuyakalmak üzereydim.

Bir anda "GET UP ATAKAN GET UP!" diye bir ses duyarmışcasına yataktan fırladım.

Şu an 3'ü 24 geçiyor ve hazırım artık bahsetmeye.

...

Sürekli karar değiştiriyorum ne okuyacağıma dair.

Bir sabah mekatronik düşünürken, henüz bir sonraki güne geçmeden bilgisayar okumaya karar veriyorum.

Uyandığımda endüstri istiyorken buluyorum kendimi. Ama neyse ki o da yerini birkaç saat içerisinde elektroniğe bırakıyor.

...

İçimi rahatlatmak için başlamıştım yazı yazmaya lisedeyken. Özellikle defterime yazdığım binlerce satır ve yüzlerce sayfa yazı, içimi tedirgin eden konularda en yakın arkadaşlarımdan biri oldu.

İçimde ilk defa insanlarla paylaşma isteği hissediyorum içimi rahatlatacak olan yazımı.

...

Hadi başlayalım!






Sunday, September 20, 2015

Müthiş Nedir ve Kime Denir?

Selam güzel ve tabii ki müthiş insanlar!

Hızlı hızlı hızlı, vaktimiz çok az! Hemen anlatmam gerek!
Babam okulumda müdür yardımcısı olduğu için anasınıfına iki sene gittim. Tabii sebebi sadece babamın müdür yardımcısı olması değildi, annem daha rahat etsinmişti yeni doğan kardeşimleydi. 
Daha 4 yaşında bile olmadan minik Ati babasıyla düşünce anasınıfı yollarına, aslında anlatabilmek için "iki sene anasınıfına gittim" cümlesinden çok daha fazlasına ihtiyaç duyulacak hikayeler ortaya çıkageldi çıkayazdı çıktı. 
İlk sene çok güzeldi. Henüz 5 yaşıma basmamışım yani zaten o yaşta herhangi bir şeyler ne kadar kötü olabilir ki? Aşık olduğum kız, canım arkadaşlarım, sınıfta kutlanan doğum günüm ve tenefüslerde üst sınıftaki güzel kızlar tarafından ellerinden tutulup sürekli gezdirilmek istenen çocuk olmak harika bir şeylerdi. Hayatım inanılmaz bir mükemmellikte ilerliyordu. Hatta sanırım hayat amaçlarıma daha 4 yaşımdayken ulaşmıştım, çok mutluydum ve ötesi yoktu!

....

İlk sene bitti ve ötesi olduğunu yavaş yavaş öğrenmeye başladığım zamanlar yaklaşmaya başladı. Ben tabii ki önceden biliyordum anasınıfa devam edeceğimi, bunda kesinlikle bir sorun yoktu.
Başka bir sorunum vardı.
Artık beş yaşıma geliyordum.
Ve Oğullar ve Rencide Ruhlar’da bahsedilen “5 yaşından sonra insan çürümeye başlaaar!!!” dönemi bende de başlamak üzereydi! İlk felaket çanlarını duymam çok da gecikmedi!

...

Ben anasınıfına devam edeceğimi az önce söylediğim gibi biliyordum.
Fakat sahip olduğum bu bilgi konusunda ufak bir ayrıntı eksikti bende.
“Aşık olduğum kız ve canım arkadaşlarım da benimle beraber ikinci sene de anasınıfında olacaklar değil mi?” diye sorma ihtiyacı bile duymamıştım ve ikinci sene anasınıfımın ilk günkü dersi "Sorulması gereken soruların bazen sorulma ihtiyacı duyulmadan sorulması gerektiğini anlamak"tı benim için. 
Yıllar yıllar sonra sınıfa girmeden önce yere düşmüş olan bisküvilerimi masama koyup dışarı çıkıp geri döndüğümde onları yerinde görmeyince sıra arkadaşım Emre’ye ”Bisküviler yere düşmüşlerdi ama kimse ‘onlar yere düştü mü?’ diye sormadıkları için benim de herhangi bir uyarı yapmama gerek kalmadı” diyecektim. Sanırım hayatla olan 10 senelik gecikmeli rövanşımın sonucuydu bu minik şaka (evet çocuktum ve eğer çocuksanız bu şaka sayılır, diğer her şey gibi).

...

Müthiş iki sene geçirdim anasınıfında. 
Biraz daha açmam gerekirse: ilk sene yaptığım her şeyin aynısını ikinci sene de yaptım! Ama tabii ki arada farklı şeyler olmuyor değildi, mesela bu seferki anasınıfına gitmemde bir günün Yıldız öğretmenimin yanına gidip UHU istiyordum ve o da veriyordu ve ben de ısırıyordum sonra da ağlıyordum çok acı diye (evet bunu yıllar önce böyle anlatmıştım annemlere ama ben gizli gizli yapmış da olabilirim ama ben istedim ve o verdi diye hatırlıyorum, önemli olan nasıl hatırladığım). A tabi ki sadece farklı olan bu değildi ki; mesela oyun hamuru yemeyi öğrenmiştim sonracığıma daha yırtık kot modası gelmeden pantolonumda makasla delikler açmayı öğrenmiştim. 
İlk sene anasıfındayken Ertem dedemle satranç oynuyordum, ikinci sene anasınıfındayken ise bir haftasonu kardeşimle anasınıfında yalnız başıma kalıyor ve babam bizi yalnız bıraktığında oyuncakların üstüne işiyordum kardeşimle beraber (babam çay bardağı ile temizledi çişleri diye hatırlıyorum ama bu temizleme bilgisi de azıcık sallamasyon gibi dursa da dediğim gibi hatırladığım şey önemli). Kısacası normal şartlar altında, normal sınıflarda her geçen sene bir çocuğun yaptıklarının mantıksal açıklanma yüzdesi artarken; anasınıfında geçen her sene bu mantıksal açıklanma yüzdeleri azalıyor. Ama iki sene anasınıfı, çocuğunuza hayatı boyunca onunla beraber olacak bir SABIR bilinci de kazandırmıyor değil (boyadığımız bilgisayar çıktısı olan resimler bile geçen sene boyadıklarımın aynısıydı abi cidden şu anki sabır kabiliyetimi o seneye borçluyum demek).

...

Müthiş iki sene geçirdiğimi düşünmemin sebebi tabii ki uyku saatlerinde tüm zeki arkadaşlarım uyurken benim asla uyumayıp yorganın altından sınıfta olan bitenleri gözlüyor olmam veya tüm zeki arkadaşlarımın pijamalarını sabah okula gelirken pantolonlarının altlarından giyip paçalarını da çoraplarının içine sokmaları ve ben de öyle yapıcam diye annemle kavga etmem değildi (evet annem en sonunda izin vermişti bunu yapmama ama bu sefer de bana hiç de elit gelmediği için giymeyi reddetmiştim (Ah elitlikmiş ehehehe kerata deyip geçmeyin, elit gelmediği için sebze yemiyor olmam da aynı dönemde yoğunlaşmıştı).). “Yeni arkadaşlar, yeni insanlar”dı kesinlikle müthiş diye düşünme sebebim.

...

Yıllar sonra Faruk Demirbağ’dan mezun olurken “Burada 10 müthiş sene geçirdim” diye düşündüğümde yine arkadaşlarımı, öğretmenlerimi, yanımda olan herkesi düşünecektim. Yıllaaar yıllar sonrasında da Köy Hizmetleri’deyken günlük tutarken “Atakan bir gün herhangi bir sebepten dolayı yüzün asılır mutsuz olursan hatırla ki gelmiş geçmiş en 
müthiş lise hayatını yaşadın” yazarken de, aynı liseden mezun olurken yaptığım konuşmada da her zaman hep hep hep düşündüğüm şey aynıydı:
Müthiş insanlar var çevremde!

...

Eğer herhangi bir dönem, herhangi bir zaman, yapılan herhangi bir şey müthiş ise kesinlikle ve kesinlikle olay dahilinde bulunan insanlar müthiş oldukları için müthiştir.
Ailem, arkadaşlarım, öğretmenlerim, anasınıfım, ilköğretimim, lisem, dersanem...
Ve şimdiyse,
Üniversitem!
Müthiş bir üniversite hayatı yaşıyorum.
Tabii ki etrafımdaki müthiş insanlar sayesinde.
Birbirinden müthiş insanlar!
Her sabah çöp kutumdaki poşeti alan abladan, her karşılaştığımda sohbet ettiğimiz rektöre kadar.

...

Hayatım boyunca müthiş öğretmenlere denk geldim. Şu anda bulunduğum noktanın yüzde ellisini aileme, yüzde ellisini kendime borçluysam yüzde ellisini de onlara borçluyum (başarımı yüzde yüzelli olarak görüyorum deeeermişim, şaka şaka sadece matematiğe aşık olmamı sağlayan öğretmenlerime selam göndermek istedim). Şimdiye dek böyle öğretmenlere denk gelmişim, ne güzel mutluyum ne güzel mesudum canım öğretmenlerimle derkeeeen üniversitede de müthiş akademisyenlerle tanıştım!
Müthiş akademisyenler, müthiş arkadaşlar, müthiş insanlar insanlar derken bir de üstüne müthiş yeni girişliler geldi ehehehe tanından yenmez oldu canım okulum!

...

Neden yazdığımı unuttum.
Bundan sonra sık sık yazmaya başlayacağım demek için yazdım sanırım bu yazıyı.
Çünkü yazmadıkça çok konu birikiyor ve bir kere oturunca da bilgisayar başına hangi birini yazacağımı bilemeden bir bakmışım güle güle diyorum.

...

Evet bundan sonra sık sık yazacağım. Yaptıklarımı, düşündüklerimi, yaşadıklarımı daha sık ve daha ayrıntılı paylaşacağım.
Minik bir merhaba ve kocaman bir teşekkür sayılsın bu yazım,
Yaşamımda irili ufaklı, kocamanlı minicikli yer almış ve bana müthiş bir hayatım var dedirten müthiş insanlara!

...

Bu arada 10 günde 20 binden fazla tıklanan (evet yeni rekorumdur kendisi) canım yazıma henüz göz atmadıysanız linkini şöyle yavaşça bırakayım şuraya:
http://myweb.sabanciuniv.edu/suchas/2015/07/01/sabancili-olmak/

Diğer blog adresimin de ahmetatakandemir.blogcu.com olduğunu hatırlatayım.

...

Bu sayfalarda daha sık, daha bol, daha çok görüşmek dileğiyle,
En kocamanından güle güle!

...

20 Eylül gecesiydi ve mekatronik 2.sınıftaydın ve Pendik Sahil'de salondaki masadaydın (bu not kendime)
Atakan (evet bildiniz! ben yazdım yazıyı)



...
Dipnot: Müthiş kelimesi, tanımaktan ve birlikte vakit geçirmekten zevk duyulan kişiler için kullanılan bir sıfattır ve harika olma derecelerinden en yüksek mertebeye sahip olandır.